ISTANBUL, - Internet censorship in Turkey continued at a steady pace in 2025, with courts and regulatory bodies blocking access to thousands of news stories and social media posts, according to a new report by digital rights monitoring group FreeWebTurkey.
The group’s “2025 Internet Censorship Report” said that in the first seven months of the year, authorities issued orders blocking access to 1,306 pieces of content and restricting access to 3,330 URLs from within Turkey. The report said censorship decisions appeared to disproportionately target journalism and social media activity.
FreeWebTurkey said it reviewed 105 access-blocking rulings issued by 70 different courts, focusing on decisions affecting news websites, civil society groups and journalists. The review drew on publicly available documents and data shared by Turkish outlets and organizations including BirGün, ANKA News Agency, T24 and Medya Koridoru.
Censorship moves in parallel with political developments
Access restrictions increased in step with political developments, as in previous years, the report said, adding that censorship was concentrated on Kurdish media, independent news sites and journalists’ social media accounts.
FreeWebTurkey said the breadth of the blocks — ranging from institutional news sites to individual posts — suggested that internet restrictions were no longer being used as an exceptional measure but had become a lasting tool.
“National security” is the most common legal basis
Among the legal grounds cited, the most frequently used basis was Article 8/A of Turkey’s Law No. 5651, the country’s main internet regulation law, FreeWebTurkey said.
Citing the need to protect “national security and public order,” authorities blocked access to 496 pieces of content, the report said — about 38% of all restrictions documented. FreeWebTurkey said Article 8/A was used as a primary instrument to remove reporting related to public authorities, critical social media posts and political content.
Vague rationales and unexplained orders
The second most common category consisted of rationales that the report said often lacked concrete explanation.
Authorities blocked 443 pieces of content using broad formulations such as “personal rights, trademark rights, and urgent circumstances,” FreeWebTurkey said, accounting for 33.9% of decisions.
In 41 cases (3.1%), the text of the ruling included no rationale at all, the report said, calling this a serious problem for transparency and accountability in access-blocking decisions.
Blocks tied to a provision previously annulled by Turkey’s top court
Another notable category involved decisions issued on the grounds of “privacy of private life,” FreeWebTurkey said, with 29 pieces of content (2.2%) blocked on that basis.
The report said a significant portion of these restrictions cited Article 9 of Law No. 5651 — a provision that Turkey’s Constitutional Court annulled in 2023. That article had regulated access-blocking orders in cases involving alleged violations of personal rights.
Decisions by BTK, RTÜK and SPK also cited
The report said access restrictions were not limited to court rulings and also included decisions by regulatory authorities such as Turkey’s Information and Communication Technologies Authority (BTK), the Radio and Television Supreme Council (RTÜK) and the Capital Markets Board (SPK).
As examples, FreeWebTurkey said BTK issued an access restriction, via a decision by its Authorization Department, targeting content related to foreign mobile operators. The report also said RTÜK restricted access to some content on grounds such as “unlicensed broadcasting” and “licensing obligations.”
“Censorship has become normalized”
FreeWebTurkey said the findings point to internet censorship becoming a routine and systematic practice in Turkey, arguing that access-blocking measures now go beyond individual items to directly affect journalistic work and the broader space for public debate.
FreeWebTurkey’nin 2025 İnternet Sansürü Raporu yayımlandı. Rapora göre 2025’in ilk yedi ayında mahkemeler ve idari kurumlar tarafından verilen kararlarla 1.306 içerik ve 3.330 URL erişime engellendi.
Sansür kararlarının özellikle gazetecilik faaliyetlerini ve sosyal medya paylaşımlarını hedef aldığı dikkat çekti.
Mahkemeler ve idari kurumlar tarafından verilen kararlarla, 2025’in ilk yedi ayında binlerce haber, sosyal medya paylaşımı ve hesap erişime engellendi. FreeWebTurkey’nin 2025 İnternet Sansürü Raporu’na göre, toplam 1.306 içerik hakkında erişim engeli kararı verilirken, 3.330 URL Türkiye’den erişime kapatıldı.
FreeWebTurkey, kamuya açık belgeler ile BirGün, ANKA Haber Ajansı, T24 ve Medya Koridoru tarafından paylaşılan verilerden hareketle, 70 farklı mahkeme tarafından haber siteleri, sivil toplum ve gazetecilere yönelik verilen 105 erişim engeli kararını inceledi.
Rapora göre erişim engellemeleri, önceki yıllarda olduğu gibi siyasi gelişmelerle paralel biçimde arttı. Sansür özellikle Kürt medyası, bağımsız haber siteleri ve gazetecilerin sosyal medya hesapları üzerinde yoğunlaştı.
Haber sitelerinden bireysel paylaşımlara kadar uzanan geniş bir yelpazede uygulanan engellemeler, internet sansürünün istisnai bir tedbir olmaktan çıkıp kalıcı bir araca dönüştüğünü ortaya koydu.
En yaygın gerekçe: “Milli güvenlik”
FreeWebTurkey’nin gazetecilerin paylaşımları ve kamuya açık kaynaklardan derlediği verilere göre, 2025’in ilk yedi ayında verilen 105 farklı mahkeme kararıyla, haber, gazeteciler ve sivil topluma ait 1.306 içerik için erişim engeli getirildi.
Bu içeriklerin hukuki gerekçeleri incelendiğinde, en sık başvurulan dayanağın 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi olduğu görüldü. “Millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle 496 içerik erişime engellendi. Bu sayı, tüm engellemelerin yüzde 38’ine karşılık geliyor.
Raporda, 8/A maddesinin özellikle kamu otoritesini ilgilendiren haberler, eleştirel sosyal medya paylaşımları ve politik içeriklerin kaldırılmasında temel araç olarak kullanıldığına dikkat çekiliyor.
“Muğlak gerekçeler” ikinci sırada
Erişim engellerinde ikinci sırayı ise çoğu zaman somut açıklamalar içermeyen gerekçeler aldı. “Kişilik hakları, marka hakları ve gecikmesinde sakınca bulunan hâller” gibi muğlak ifadelerle 443 içerik erişime engellendi. Bu gerekçe, toplam kararların yüzde 33,9’unu oluşturdu.
Bunun yanında 41 içerik için (%3,1) karar metinlerinde hiçbir gerekçeye yer verilmedi. Rapora göre bu durum, erişim engeli kararlarının şeffaflığı ve hesap verilebilirliği açısından ciddi sorunlara işaret ediyor.
İptal edilen maddenin gerekçe yapıldığı engellemeler
Raporda dikkat çeken bir diğer başlık ise “özel hayatın gizliliği” gerekçesiyle verilen kararlar oldu. Bu gerekçeyle 29 içerik (%2,2) erişime engellendi. Söz konusu içeriklerin önemli bir bölümünün, Anayasa Mahkemesi’nin 2023 yılında iptal ettiği 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesine dayandırılması dikkat çekti. Anayasa Mahkemesi, İnternet Kanunu’nun, kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle erişim engeli getirilmesini düzenleyen 9.maddesini 2023 yılında iptal etmişti.
BTK, RTÜK ve SPK kararları da listede
Raporda yalnızca mahkemelerin değil, BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu), RTÜK ve SPK gibi düzenleyici kurumların kararlarıyla getirilen erişim engellerine de yer verildi.
Örneğin BTK’nın “Yetkilendirme Dairesi kararı” ile yurt dışı mobil operatörlerine ilişkin bir içeriğe erişim engeli getirildiği; RTÜK’ün ise “lisanssız yayın” ve “lisans yükümlülüğü” gibi gerekçelerle bazı içeriklerin erişime kapatılmasına karar verdiği belirtildi.
“Sansür olağanlaştı”
FreeWebTurkey raporu, internet sansürünün Türkiye’de olağan ve sistematik bir uygulamaya dönüştüğünü vurguluyor. Rapora göre erişim engelleri, yalnızca tekil içerikleri değil, gazetecilik faaliyetlerini ve kamusal tartışma alanını doğrudan hedef alıyor.
Anayasa Mahkemesi’nin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle iptal ettiği İnternet Kanunu’nun 9. maddesi, yeni yargı paketiyle yeniden gündeme geliyor. Kişilik haklarının ihlali iddiasıyla internet içeriklerine erişim engeli getirilmesine imkan tanıyan düzenleme, bu kez “ilk bakışta ihlal” kriteri, arama motorlarından içerik kaldırma ve sosyal medya platformlarına bant daraltma yaptırımlarıyla geri dönüyor.
Anayasa Mahkemesi tarafından ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle 2023 yılında iptal edilen ve 2024 yılının Ekim ayında yürürlükten kalkan, İnternet Kanunu’nun kişilik haklarının ihlal edilmesi nedeniyle erişim engeli getirilmesine ilişkin 9.maddesi yeni yargı paketinde kendisine yer buldu.
Önümüzdeki günlerde Meclis’e sunulması beklenen 11.Yargı Paketi’nde kendisine yer bulan ‘Kişilik haklarının ihlal edilmesi’ yan başlıklı düzenleme ile kişilik haklarının internette ihlal edildiğini öne süren kişilere başvuru yolu geri dönüyor.
Düzenlemede, erişim engeli getirilmesi için ön şart olarak ‘Sulh ceza hakimliğince ayrıntılı bir inceleme yapılmasına gerek olmaksızın, ihlalin ilk bakışta anlaşılması’ getiriliyor. Anayasa Mahkemesi’nin 9.maddeye ilişkin ihlal kararlarında vurguladığı ‘ilk bakışta ihlal’ doktrini kapsamında getirildiği değerlendirilen düzenleme ile Anayasa Mahkemesi’nin vurguladığı üzere keyfiyetin önlenmesi amaçlandı.
Teklifin dördüncü fıkrasında ‘ayrıntılı bir inceleme yapılmasına gerek olmaksızın ihlalin ilk bakışta anlaşılamadığı hallerde’ erişim engeli başvurusunun reddedileceği öngörülüyor.
Kişilerin kendilerini arama motorlarından kaldırmasının yolu açılıyor
Düzenlemenin üçüncü fıkrasında yer alan yeni düzenleme ile kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişilerin başvurusu üzerine, ‘başvuranın adının ihlale konu internet adresleriyle ilişkilendirilmemesine’ karar verileceği öngörülüyor. Aynı şekilde kararda bildirim yapılacak arama motorlarına da yer verileceği düzenleniyor. İptal edilen düzenlemeye ek olarak, yeni düzenlemede bu hususun arama motorlarına da bildirilmesi öngörülüyor. Böylece, kişiler istedikleri haberlerin arama motorlarından da kaldırılmasını talep etmelerine gerek kalmaksızın, Hakimlikler tarafından Google gibi arama motorlarından kaldırılmış olacak.
Erişim engeline itirazda duruşma açılabilecek
Anayasa Mahkemesi, iptal kararında, 9.maddeye ilişkin olarak itiraz usulünün usul hukukuna ilişkin güvenceleri sağlamadığını tespit ederek, Sulh Ceza Hakimliklerine dosya üzerinde yapılan itirazların etkili bir itiraz mekanizması sağlamadığına vurgu yapmıştı.
AYM’nin bu kararı doğrultusunda, Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından verilecek erişimin engellenmesine ilişkin kararlara karşı itiraz edilmesi halinde, kararı veren hakim veya kararı incelemeye yetkili makam tarafından gerekli görmesi halinde başvuranı ve erişim engeline itiraz eden kişileri dinleyebilecek.
Teklif edilen düzenlemenin 11.fıkrasıyla, kişilik haklarının ihlal edilmesine ilişkin alınan erişim engeli kararlarını uygulamayan sosyal medya platformları için de bant daraltma öngörülüyor. Erişim engelini talep eden başvurucular tarafından, Sulh Ceza Hakimliği’nden ilgili platformlara erişimin daraltılması talep edilebilecek. Kademeli olarak önce yüzde elli daha sonra da yüzde doksan oranına kadar erişimin kısıtlanması öngörülüyor.
Anayasa Mahkemesi, ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle İnternet Kanunu’nun 9.maddesini iptal etmişti
Anayasa Mahkemesi, kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Sulh Ceza Hakimliklerine başvurarak erişim engeli getirilmesine izin veren İnternet Kanunu’nun 9.maddesini, basın ve ifade özgürlüklerini ihlal ettiği, usul hukukuna ilişkin yeterli güvence sağlayamadığı gerekçeleriyle 11.10.2023 tarihli 2020/76 E., 2023/172 sayılı kararıyla iptal etmişti. 10 Ocak 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan hükmün, dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülmüş, bu sürede Meclis’in bu konuda düzenleme yapması gerektiği belirtilmişti. Ancak Meclis tarafından düzenleme yapılmaması üzerine 10 Ekim 2025 tarihinden itibaren İnternet Kanunu’nun 9.maddesi yürürlükten kalktı.
Geçmişte binlerce 9.maddeden erişim engeli getirilmişti
FreeWebTurkey tarafından yayınlanan İnternet Sansürü Raporu’nun verilerine göre, geçmiş yıllarda binlerce internet haberi hakkında, kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle erişim engeli kararı verilmiş, birçok haber sitesinde yer alan haber böylelikle internetten çıkartılmıştı.
9.maddenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine, İnternet Kanunu’nun gecikmesinde sakınca bulunan hallerde milli güvenlik ve kamu düzeni nedeniyle erişim engeli getirilmesine ilişkin 8/A hükmü kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle haberlerin erişime engellenmesi için kullanılmaya başlamıştı.
FreeWebTurkey’in yakında yayınlanacak olan 2024-2025 İnternet Sansürü Raporu’nun verilerine göre, 9.maddenin yürürlükten kalkmasıyla birlikte 8/A hükmü kapsamında verilen erişim engeli kararlarında önemli bir artış tespit edildi.
Anayasa Mahkemesi, bugün Resmi Gazete’de yayınlanan kararında, Türkiye Futbol Federasyonu’nun futbol maçlarının kaçak yayınlandığı siteleri erişime engellenmesine ilişkin yetkisini iptal etti. Mahkeme kararında TFF Yönetim Kurulu’nun, erişim engeli alma yetkisine ilişkin yeterli düzenleme bir olmaması nedeniyle, yetkinin keyfi olarak kullanımını önleyecek bir güvence olmadığı belirtti. Mahkemenin kararı, dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.
Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu tarafından iptali talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne götürülen düzenleme, Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’na, futbol müsabakalarının internet üzerinden hukuka aykırı şekilde yayınlandığını tespit etmesi halinde, erişim engeli getirme yetkisi tanıyordu.
İnternet üzerinden kaçak olarak yayınlanan futbol müsabakalarına karşı TFF Yönetim Kurulu’na erişim engeli getirme yetkisi veren Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un ek birinci maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin 17/6/2025 tarihli 2024/75 E., 2025/134 K. sayılı kararıyla iptal edildi. İptal kararı 14/10/2025 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı. Mahkeme, kararın Resmi Gazete’de yayınlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Mahkeme bu süreçte, TBMM’nin düzenleme yapması gerektiğini vurguladı.
AYM: TFF Yönetim Kurulu’nun işleyişine ilişkin düzenleme yok, yetkiyi nasıl kullanacağı belirlenmemiş
Mahkeme kararında, yargı makamlarının onayına gerek olmadan erişim engeli getirme yetkisi verilmesi halinde, yetkilendirilen mercilerin yetkiyi keyfi kullanımına karşı önlem alınması gerektiği vurgulandı.
Erişim engeli kararı almaya yetkili kılınan TFF Yönetim Kurulu’nun yetkisine ilişkin değerlendirmede bulunan Anayasa Mahkemesi, iptal kararında, erişim engeli getirme yetkisi tanınan TFF Yönetim Kurulu’nun çalışma usulüne ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını söyledi. Bu nedenle doğrudan icrai nitelikteki erişim engeli kararı verecek olan Yönetim Kurulu’nun yetkisini keyfi olarak kullanmasına karşı gerekli güvencelerin bulunmadığı vurgulandı.
Sulh Ceza Hakimliklerine itiraz usulü, usul güvencelerini sağlamıyor basın ve ifade özgürlüğünü ihlal ediyor.
Düzenlemede, TFF Yönetim Kurulu tarafından alınan erişim engeli kararlarına karşı Sulh Ceza Hakimliklerine itiraz yolu öngörülüyor. Mahkeme, düzenlemede öngörülen Sulh Ceza Hakimliklerine itiraz yoluna ilişkin yaptığı değerlendirmede, Sulh Ceza Hakimliklerine itiraz yolunun yeterli usuli güvenceler sağlamadığına değinerek, ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğini söyledi.
Karar, dokuz ay sonra yürürlüğe girecek
Mahkeme, kararında iptal kararının yaratacağı hukuki boşluk nedeniyle kararın Resmi Gazete’de yayınlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.
Anayasa Mahkemesi, Ocak ayında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan, Siber Güvenlik Başkanlığı’na ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin Anayasa’ya uygun olduğuna karar verdi.
8 Ocak 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 177 sayılı “Siber Güvenlik Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanı Kararnamesi” ile, başkanı Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir Siber Güvenlik Başkanlığı oluşturuldu.
Başkanlığın görevleri arasında siber güvenlik zaafiyetlerinin tespit edlmesi gibi görevlere yer verildi. Kararnamede başkanlığa ait kadrolara ve hizmet birimleri de düzenlendi. Bu birimler arasında Siber Savunma Genel Müdürlüğü, Siber Mukavemet Genel Müdürlüğü gibi birimler yer alırken, toplamda 135 kişilik kadro tahsis edilmişti. Birimlerin görevlerinin ise yönetmelik ile belirleneceği öngörüldü.
Kararnamenin hemen ardından Meclis’e sunularak 12 Mart 2025 tarihinde kabul edilen ve 19 Mart 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Siber Güvenlik Kanunu ile de Başkanlığın yetkileri genişletilmişti. Başkanlığa gerekli gördüğü hallerde arama yapma yetkisi verilirken, aynı kanunda veri sızıntıları ile ilgili haber yapan gazetecilere de beş yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Meclis Grubu tarafından başkanlığın kurulmasına ilişkin cumhurbaşkanlığı kararnamesine karşı Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusu yapıldı. Başvuruyu görüşen Anayasa Mahkemesi, 3 Haziran 2025 tarihli kararı ile iptal başvurusunu reddetti.
İptal başvurusunda, hizmet birimlerinin görev ve yetkilerinin yönetmelik ile belirlenmesinin, yasama yetkisinin devri olacağı iddia edilirken, ayrıca temel hak ve özgürlüklerin cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenemeyeceğine yer verildi. Mahkeme iptal başvurusuna ilişkin iddiaları reddetti ve düzenlemenin Anayasa’ya uygun olduğuna karar verdi.
Üye Yıldırım’dan karşı oy: Temel hak ve özgürlükler kararname ile düzenlenemez
Üç farklı karşı oy yazısının yer aldığı kararda, Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan birimlerin görev ve yetkilerinin yönetmelik ile belirlenecek olmasının yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesine aykırı olduğuna dikkat çekti.
Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım ise karşı oy yazısında, Anayasa’nın Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini düzenleyen 104.maddesinin, temel hak ve özgürlükler hakkında kararname ile düzenleme yapılamayacağını öngören 17.fıkrasına dikkat çekerek, kararnamenin bu yasaya aykırı olduğunu ileri sürdü. Kenan Yaşar ise kararname ile sınırsız bir şekilde kadro ihdası yapılmasının meclisin bütçe yetkisini ihlal ettiğini ileri sürdü.
Mart ayında yasalaşan Siber Güvenlik Kanunu’na karşı yoğun eleştiriler var
Kararnamenin hemen ardından Mart ayında kabul edilerek 19 Mart 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Siber Güvenlik Kanunu, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik ağır kısıtlamalar getirmesi nedeniyle eleştiriliyor. Kanunda, Cumhurbaşkanı tarafından atanan Siber Güvenlik Başkanı’na acil durumlarda arama ve el koyma yetkisi verilirken, veri sızıntısına ilişkin yanıltıcı haber yapanlara da beş yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
MLSA Hukuk Birimi, başvurusunda olan KAOS GL’nin internet gazetesinin ve tüm sosyal medya hesaplarının Haziran ayında erişime engellenmesinin, Aile Yılı kapsamında politik amaçlarla alındığını, Türkiye’deki tüm LGBTİ+’ların ifade özgürlüğünü ortadan kaldırdığını öne sürdü
MLSA Eş Direktörü Av. Veysel Ok: KAOS GL’ye getirilen erişim engeli Türkiye’deki bütün LGBTİ+’ların haber alma, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün ihlali
MLSA - MLSA Hukuk Birimi, LGBTİ+ hakları kuruluşu KaosGL’nin Haziran ayında internet haber sitesine ve tüm sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engeline yapılan itirazların reddedilmesi üzerine konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Derneğin ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiği açıklanırken, erişim engeli sonucunda Türkiye’deki yegane LGBTİ+ haber platformunun da ortadan kaldırıldığını, bunun çoğulcu basına yönelik ağır bir ihlal olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin en eski ve en büyük LGBTİ+ hakları kuruluşu KAOS GL’nin @KaosGL adresindeki 46.500 takipçili X (Twitter) hesabı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine 23.06.2025 tarihinde ‘suç işlenmesinin önlenmesi’ gerekçesiyle İnternet Kanunu’nun 8/A hükmü kapsamında erişime engellendi. Derneğin, 2007 yılından beridir faaliyet gösteren ve Türkiye’nin tek LGBTİ+ haber platformu olan kaosgl.org internet gazetesi ile birlikte derneğin Instagram, Facebook ve yeni açılan Twitter hesapları da 26.06.2025 tarihinde yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine erişime engellendi.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ‘sanal devriye’ uygulaması kapsamında derneğin internet gazetesi ve sosyal medya hesapları hakkında İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü re’sen yapılan araştırma sonucunda ‘sanal devriye araştırma raporu’ düzenlendi. Raporda Haziran ayında gerçekleştirilen Türkiye’nin çeşitli yerlerinde düzenlenen Trans Onur Haftası etkinliklerine ilişkin duyurular ve haberler yer aldı. Haber ve paylaşımların hangi gerekçelerle suç unsuru oluşturduğu açıklanmayan raporda, LGBTİ+ Onur Ayı kapsamında yapılan paylaşımların ve haberlerin suç unsuru oluşturduğu iddia edildi.
Rapor üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Bürosu ve Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından iki ayrı soruşturma başlatılırken, bu soruşturmalar kapsamında derneğin tüm sosyal medya hesaplarına İnternet Kanunu’nun ‘Gecikmesinde sakınca bulunan haller’ yan başlıklı 8/A hükmü kapsamında erişim engeli getirilmesi talep edildi. Talebi değerlendiren İstanbul 9 ve 12. Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından derneğin internet gazetesine ve tüm sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilmesine karar verildi.
İnternet Kanunu’nun acil durumlarda erişim engeli getirilmesine imkan sağlayan 8/A maddesi ise bu durumlarda oldukça sık kullanılan bir gerekçe oldu. “Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” yan başlıklı hüküm, “yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması veya genel sağlığın korunması” sebeplerinden dolayı BTK Başkanına erişim engeli alma yetkisi tanıyor.
İnternet Kanunu’nun ‘kişilik haklarının korunması’ gerekçesiyle erişim engeli getirilmesine salık veren 9.maddesinin geçtiğimiz sene Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine, ‘gecikmesinde sakınca bulunan hallerde’ erişim engeli getirilmesine dair 8/A maddesi kullanılmaya başladı.
Geçtiğimiz günlerde müzik grubu Manifest’in konserlerine ilişkin paylaşımlarına ve müzisyen Mabel Matiz’in ‘Perperişan’ şarkısına getirilen erişim engelleri ‘milli güvenlik’ gerekçesiyle bu hüküm kapsamında alınmıştı.
Anayasa Mahkemesi: 8/A hükmü hak ihlali yaratıyor, değiştirilmeli
Anayasa Mahkemesi,14/09/2023 tarihli Artı Media Gmbh kararında İnternet Kanunu’nun 8/A hükmünün ifade ve basın özgürlüklerine aykırı olduğuna karar verdi. Ayrıca kararında 8/A hükmünün değiştirilmesi için TBMM’ye çağrıda bulundu. Karar, 8/11/2023 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlandı ancak TBMM tarafından bu konuda herhangi bir düzenleme henüz yapılmadı.
Erişim engellerine karşı MLSA Hukuk Birimi tarafından yapılan itirazlar, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin reddedildi. MLSA Hukuk Birimi, itirazlarının reddedilmesi üzerine, konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıyarak, KaosGL adına bireysel başvuruda bulundu. MLSA Hukuk Birimi, erişim engeli kararı neticesinde basın ve ifade özgürlüklerinin, örgütlenme özgürlüğünün, etkili başvuru hakkının ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini öne sürdü. Türkiye’deki tek LGBTİ+ hakları haber platformu olan kaosgl.org’un erişime kapalı olmasının birçok LGBTİ+ açısından doğru bilgiye ulaşamama nedeniyle tehlike yarattığını belirten MLSA Hukuk Birimi, sitenin ve sosyal medya hesaplarının erişime açılması için tedbir kararı verilmesini talep etti.
MLSA Eş Direktörü Av. Veysel OK: Sadece KaosGL’nin değil tüm LGBTİ+’ların haber alma ve örgütlenme özgürlüğü ihlal ediliyor
KAOS GL’ye getirilen erişim engeli ve engelin Anayasa Mahkemesi’ne taşınmasını değerlendiren MLSA Eş Direktörü Avukat Veysel OK, KaosGL’nin internet haber sitesinin ve sosyal medya hesaplarının tamamen erişime engellenmesinin, LGBTİ+ bireylerin, LGBTİ+ konularında haber alabileceği yegane kaynaktan mahrum kalmalarına yol açtığını söyledi. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına rağmen hukuka aykırı bir şekilde yürütülen sanal devriye faaliyeti esas alınarak erişim engeli getirilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirten Ok, Anayasa Mahkemesi’nin tedbir kararı vererek, bu hukuksuz uygulamayı durdurması gerektiğini belirtti.
MLSA Hukuk Birimi: Türkiye’deki LGBTİ+’ların hak mücadelesinin hafızası silindi
Kaosgl.org’un yalnızca bir internet gazetesi olmasının ötesinde, aynı zamanda 2007 yılından beridir faaliyet gösteren ve bugüne kadar 33.312 haber, 6.568 köşe yazısı, 193 karikatürün yayınlandığı sitenin, Türkiye’deki LGBTİ+’ların hak mücadelesi ve hafızası bakımından önemli bir arşiv olduğu vurgulanarak, getirilen erişim engeli ile bu arşivin fiilen ortadan kaldırıldığı belirtildi.
“Türkiye’nin tek LGBTİ+ haber platformunun erişime engellenmesi, Türkiye’de demokratik yaşamda ve basında büyük bir boşluk yaratıyor”
MLSA Hukuk Birimi, yaptığı bireysel başvuruda, 2007 yılından beridir faaliyet gösteren KaosGl.org’un Türkiye’de LGBTİ+ hakları alanında haber yapan tek basın kuruluşu olduğunu belirtti. Bu yönüyle başvurucu başta cinsel kimlik temelinde ayrımcılık olmak üzere çeşitli konularda haberler yaparak toplumsal farkındalık sağlamakta, bu yönüyle kamunun bekçisi görevini sürdürmekte olduğunu ifade eden MLSA Hukuk Birimi Erişime engellenen platform, ana akım medya tarafından çoğunlukla yer verilmeyen LGBTİ+'lara yönelik hak ihlalleri başta olmak üzere LGBTİ+'lar hakkındaki gelişmeler konusundaki tek haber kaynağı olduğunu açıkladı. Ancak getirilen erişim engeli sonucunda Türkiye'de bu konuda haber yapan başka bir basın kuruluşu kalmadığı belirtilirken bu durumun Türkiye basınında büyük bir açık yarattığı vurgulandı.
“Erişim engelinin ‘Aile Yılı’nda ve Onur Ayı’nda getirilmesi, kararın ayrımcı ve siyasi saikle alındığını gösteriyor”
2025 yılının Aile Yılı ilan edilmesine değinen MLSA Hukuk Birimi, Aile Yılı kapsamında birçok üst düzey kamu figürü tarafından LGBTİ+’lara karşı açıklamalar yapıldığını, LGBTİ+’ların bu kapsamda hedef alındığını belirtirken, erişim engelinin LGBTİ+ toplumu tarafından Onur Ayı olarak kutlanan Haziran ayında getirilmesinin de kararın siyasi ve ayrımcı olduğunu öne sürdü.
“Çoğunluğun görüşlerine aykırı olduğu gerekçesiyle, toplumun bir kesiminin ifade özgürlüğü askıya alınamaz”
Erişim engelinin asıl gerekçesi başvurucunun yaptığı yayınların toplumun genelinin benimsediği varsayılan yaşam tazının dışında bir hayat tarzına ilişkin olması olduğunu öne süren MLSA Hukuk Birimi, yayınların toplumun kimi kesimlerinin hoşuna gitmemesi, bu kesimlerin ahlaki yargılarına ters düşmesinin demokratik bir toplumda kısıtlanamayacağını vurguladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Handyside kararına değinen MLSA Hukuk Birimi, ifade özgürlüğünün yalnızca toplum tarafından hoşgörülen veya ilgisiz görülen fikir açıklamaları için değil aynı zamanda rahatsız edici, şok yaratan ifadeler için de geçerli olduğunu hatırlattı.
İstanbul Emniyeti Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün devam eden “Panel” soruşturması kapsamında hazırladığı Adli Bilişim Raporuna göre, şüphelilerin bilgisayarlarında yapılan incelemelerde “E-Nabız”, “Android telefona sızma ve kontrol etme” ve “Instagram çalma” gibi başlıklar altında arşivlenmiş verilere ulaşıldı.
İstanbul Emniyeti Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, devam eden soruşturma kapsamında "Panel" adı verilen illegal sorgulama sistemleri hakkında Adli Bilişim Raporu hazırladı.
Demirören Haber Ajansı’nın (DHA) haberine göre, soruşturmaya destek olması amacıyla hazırlanan raporda, şüphelilerin bilgisayarlarında yapılan incelemelerde “E-Nabız”, “Panel dataları”, “Android telefona sızma ve kontrol etme”, “Eğitim satışı”, “Instagram çalma” ve “istenilen RAT türü” gibi başlıklar altında arşivlenmiş verilere ulaşıldığı bilgisi yer aldı.
İncelenen veriler içerisinde, isim, yaş, telefon, ceza, ilaç gibi 50'den fazla başlık altında kişisel veriler bulunduğu ve şüphelilerin “Hizmet sorgusu” adı altında vatandaşlara ait özel fotoğraflardan, tahlil ve röntgen sonuçlarına kadar birçok veriyi oluşturdukları fiyat listesi üzerinden satışa çıkardığı belirtildi.
Raporda, şüphelilerin kendi aralarındaki konuşmalarında, sistemlere nasıl sızılacağı, hack yöntemleri ve elde edilen verilen nasıl pazarlanacağı gibi konularda birbirlerine yöntemler öğrettikleri bilgisine yer verildi.
Raporda yer alan bir konuşmada, yaşı küçük şüphelilerden İ.E.E.'nin, "Okulu mu hacklesek? Zaten 3 kişi çalışıyor" mesajına, bir diğer yaşı küçük şüpheli A.B.'nin, "Zafiyet testi ayağına, okulun her yerinden Ethernet çıkıyor. Fortinet olmasa çok rahat ağa sızılır" şeklinde cevap verdiği görüldü.
Şüpheli A.F.T.: “Elimde 80 milyon adres var”
Raporda yaşı küçük şüpheliler Ö.B., U.O. ve A.F.T. arasında geçen mesajlaşmalara da yer verildi.
"Panel işi bugün var yarın yok. Tüm açıklar kapanırsa ya da devlet sıkı tutarsa panelcileri biter bu iş yani. Yoksa bende panel meraklısı değilim" şeklinde mesaj atan Ö.B.'ye, U.O.'nun, "Kardeşim sen git inşaatına ekmek paranı kazan. Uğraşma panel manel" şeklinde cevap verdiği, daha sonra gruba mesaj atan A.F.T.'nin, "Panel açıyoz ahali, datalar bol zaten bende. Elimde 80 milyon adres ve 122 milyon yenilenmiş ad-soyad var" ifadelerini kullandığı görüldü.
“Panel” soruşturması
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, devlet güvenliğini tehlikeye sokacak bilgilerin sosyal medya hesaplarında paylaşıldığı yönündeki bulgular üzerine yapılan çalışmada, bir grup tarafından "panel" adı verilen illegal sorgulama sistemleri aracılığıyla ad, soyadı, T.C. kimlik numarası, tapu kayıtları, sağlık bilgileri gibi çok sayıda kişisel veri ve kurumlara ait bilgilerin çalındığı, para karşılığı satıldığı ya da tehdit ve şantaj için kullanıldığı belirlenmişti.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma izniyle İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde 25 ilde 30 Ocak'ta eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, aralarında yazılım ve bilgisayar mühendisi ile bilgisayar programcısının da bulunduğu 35'i çocuk 69 şüpheli gözaltına alınmıştı.
"Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin" suçundan gözaltına alınan şüphelilerden 5'i emniyetteki işlemelerinin ardından serbest bırakılmış, 64'ü adliyeye sevk edilmişti. Savcılıkta ifadelerinin ardından sulh ceza hakimliğine sevk edilen şüphelilerden 44'ü tutuklanmış, 20'si de adli kontrolle serbest bırakılmıştı.
Tutuklanan şüphelilerin bir kısmı para kazanmak amacıyla internet siteleri üzerinden panel satışı yaptığını belirtirken, bir kısmı da arkadaşlarına farklı görünmek, hava atmak ve dalga geçmek için bu işe karıştıkları iddiasında bulundu.
"Panel" adı verilen illegal sorgulama sistemleri aracılığıyla elde edilen kişisel verilerin satıldığı ya da tehdit ve şantaj amacıyla kullanıldığı gerekçesiyle yürütülen soruşturma kapsamında bazı zanlıların sulh ceza hakimliğindeki ifadelerine ulaşıldı.
Anadolu Ajansı’nın (AA) aktardığına göre, bazı şüpheliler ifadelerinde, internet siteleri üzerinden panel satışı yaparak para kazandıklarını belirtirken, bazıları da arkadaşlarına farklı görünmek, hava atmak ve dalga geçmek için bu işe karıştıklarını söyledi.
Tutuklanan şüpheli Mustafa D. ise hakimlik ifadesinde, suçlamaları kabul etti.
Tutuklanan şüphelilerden Hüseyin Ç. ifadesinde, 2023'te internet sitesi üzerinden panel satışı yaptığını belirterek, "Bu işte o dönemler 5-6 bin lira kazanmıştım. Bu suçtan dolayı cezaevine girmiştim. 2023'ten sonra suç işlemedim" ifadesini kullandı.
Tutuklu şüpheli Mehmet B. panel kullanarak kişisel verileri ticari maksatla satmadığını anlatarak, arkadaşlarına farklı görünebilmek için merak ettiği şeyleri ve onlara ait bilgileri bu sistem üzerinden sorguladığını ifade etti.
“Reklamını yapmışlardı, linke tıkladım”
Tutuklu şüpheli Muhammed F.A. 18 yaşında ve öğrenci olduğunu aktararak, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Panel uygulamasına bir kez girip kendisini sorguladığını anlatan şüpheli, "Reklamını yapmışlardı, linke tıklamıştım" beyanında bulundu.
Panel kurmayla ilişkilendirilen "T.C'den tut adres, aile falan hepsi" seklinde mesajının hava atmak amacıyla yapılan yazışmalar olduğunu belirten şüpheli Muhammed F.A, "Dalga geçmek, hava amaçlı atmıştım. Bu mesajlar ciddi değildi. Ben suçsuzum, tutuksuz yargılanmama karar verilsin" ifadelerini kullandı.
Veri sattığını kabul etti
Tutuklu şüpheli Mustafa D. İse savunmasında, veri sattığını kabul ederek, şunları anlattı:
"Telegram üzerinden satıyorum. Nextvortex isimli panelde satıyorum. Yaklaşık 3 aydır bu işin içindeyim. Bilerek, devletin bilgilerine saldırarak elde etmedim. Bunlar piyasadaydı.
“YouTube'da panel nasıl kurulur videoları vardı. Bu bilgiler ad, soyad, sülale bilgileridir. Sağlık ya da tapu bilgileri yoktur. Mesajlaşmalar bana aittir. Ayda en fazla 7-8 bin lira kazanıyorum. Pişmanım."
“Panel” soruşturması
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, devlet güvenliğini tehlikeye sokacak bilgilerin sosyal medya hesaplarında paylaşıldığı yönündeki bulgular üzerine yapılan çalışmada, bir grup tarafından "panel" adı verilen illegal sorgulama sistemleri aracılığıyla ad, soyadı, T.C. kimlik numarası, tapu kayıtları, sağlık bilgileri gibi çok sayıda kişisel veri ve kurumlara ait bilgilerin çalındığı, para karşılığı satıldığı ya da tehdit ve şantaj için kullanıldığı belirlenmişti.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma izniyle İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde 25 ilde 30 Ocak'ta eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, aralarında yazılım ve bilgisayar mühendisi ile bilgisayar programcısının da bulunduğu 35'i çocuk 69 şüpheli gözaltına alınmıştı.
"Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin" suçundan gözaltına alınan şüphelilerden 5'i emniyetteki işlemelerinin ardından serbest bırakılmış, 64'ü adliyeye sevk edilmişti. Savcılıkta ifadelerinin ardından sulh ceza hakimliğine sevk edilen şüphelilerden 44'ü tutuklanmış, 20'si de adli kontrolle serbest bırakılmıştı.
Güney Kore, güvenlik kaygıları nedeniyle Çin’in yapay zeka modeli DeepSeek’e erişimi hükümete ait cihazlardan engelledi. İtalya ve Avustralya'nın ardından DeepSeek’e kısıtlama getiren üçüncü ülke oldu.
Güney Kore, hükümete ait cihazlardan Çin’in yapay zeka modeli DeepSeek'in hizmetlerine erişimi engelledi. Engelin gerekçesi “veri güvenliği endişesi” olarak açıklanırken ülkedeki bazı bakanlıklardan resmi açıklamalar da geldi.
Savunma Bakanlığı, Bloomberg News'e, üretken yapay zeka hizmetlerine yönelik güvenlik ve teknik endişeler nedeniyle çalışma bilgisayarlarında "gerekli önleyici tedbirleri" aldığını belirtti. Dışişleri Bakanlığı, hizmetin güvenlik incelemesinin sürdüğünü, ancak hangi spesifik güvenlik önlemlerinin alındığını doğrulamadığını söyledi.
Ticaret, Sanayi ve Enerji Bakanlığı, Bloomberg News'e gönderdiği mesajda, harici bağlantı kurabilen bilgisayarlarda DeepSeek’e erişimin geçici olarak kısıtlandığını bildirdi. Çevre Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise “İstihbarat yetkilileri, kişisel bilgi toplama sistemi henüz tam olarak bilinmediği için DeepSeek’in kullanımında dikkatli olunmasını istedi” ifadeleri kullanıldı.
DeepSeek’e dünyadan erişim engelleri
Ocak 2024 sonunda İtalya'nın veri koruma otoritesi, “tüketici verilerini korumak için” DeepSeek’e ülke genelinde yasak getirirken, Avustralya da DeepSeek hizmetlerini tüm hükümet sistemlerinden ve cihazlarından yasaklarken yasakladı.
ABD hükümeti DeepSeek’i resmi olarak yasaklamadı ancak ABD Donanması ve NASA gibi bazı federal kurumlar güvenlik ve gizlilik endişeleri nedeniyle erişimi engelledi. Ayrıca, Teksas eyaleti ulusal güvenlik kaygılarını gerekçe göstererek platforma yasak getiren ilk eyalet oldu.
DeepSeek hakkında
Çin’in yapay zeka hizmeti DeepSeek, Hangzhou DeepSeek Yapay Zeka Temel Teknoloji Araştırma Şirketi tarafından geliştirildi.
ABD merkezli OpenAI şirketinin ChatGPT botuyla rekabet eden uygulama, kendi gizlilik politikasına göre, kullanıcıların bilgilerini Çin’deki sunucularda tutuyor.
Bunlar, hesap oluştururken girilen e-posta adresi, telefon numarası ve doğum tarihi, metin ve ses dahil olmak üzere herhangi bir kullanıcı girişi ve sohbet geçmişleri, telefonun modeli, işletim sistemi ve IP adresi gibi teknik bilgilerden oluşuyor.
HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, TBMM'deki açıklamalarında “Aile Yılı” vurgusuyla LGBTİ+’ları hedef göstererek sosyal medya platformu TikTok’a erişimin engellenmesini istedi.
HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, dün (4 Şubat) Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında sosyal medya platformu TikTok’a erişimin engellenmesini talep etti.
TikTok'un hem dünya hem Türkiye için bir güvenlik sorunu ve ahlaki yozlaşmaya sebebiyet veren bir tehlike haline geldiğini öne süren Dinç, “Aile Yılı” vurgusuyla LGBTİ+’ları hedef gösterdi.
"LGBT sapkınlarının propagandası yapılıyor"
Dinç’in TikTok'a erişimin engellenmesi gerektiğine ilişkin açıklamaları şöyle:
“TikTok platformu maalesef gençlerimizi yozlaştırmakta, ailelerimizi dejenere etmekte ve ahlaki erozyona sebebiyet vermektedir. Bu platformda müstehcen içerikler, LGBT sapkınlarının propagandası ve ahlaki yozlaştırma içerikli yayınlar yapılmaktadır.
“Aile Yılı'nın altının doldurulması için somut projeler ve adımlar atılmalıdır. Her şeyden önce aile yapımızı dejenere eden ve gençliğimizi yozlaştıran, gençliğimizi kendi medeniyet değerlerimizden uzaklaştıran TikTok gibi platformlar erişime engellenmelidir. Gençleri ve aileyi korumak devletin görevidir."