Haberler

Barış Akademisyenleri’ni hedef gösteren Takvim ve Yeni Şafak hakkındaki erişim engeli talebi reddedildi: ‘Sulh ceza hakimliği, bu suça ortak oldu’

ALİ SAFA KORKUT

Türkiye İşçi Partisi (TİP); bir dönem İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraklerinde çalıştıkları için Takvim ve Yeni Şafak gazeteleri tarafından “terörist” olmakla itham edilen ikisi TİP üyesi üç Barış Akademisyeni hakkında ilgili gazetelerde yayımlanan haberler için erişim engeli talebinde bulundu. Talepte, haberde isim ve fotoğrafları yer alan Barış Akademisyenleri’nin beraat ile sonuçlanan davalarının yazıldığı belirtildi. Hakimlik ise herhangi bir kişilik hakkı ihlali yaşanmadığı gerekçesiyle bu talebi reddetti.

Yeni Şafak gazetesi, 29 Aralık’ta yayımladığı bir haberde; İBB’nin, terör örgütleriyle iltisaklı kişileri belediye iştiraklerinde işe aldığını iddia etti. Haberde, aralarında TİP üyesi olan ve barış imzacısı oldukları gerekçesiyle yargılanıp beraat eden üç Barış Akademisyeni’nin de yer aldığı çok sayıda kişi, fotoğraf ve isimleri de yayımlanarak hedef gösterildi.

Benzer bir haber de Takvim gazetesi tarafından yapıldı. İlgili haberler üzerine harekete geçen TİP avukatları, barış imzacısı oldukları için yargılanıp beraat eden bu üç Barış Akademisyeni adına Yeni Şafak ve Takvim gazeteleri hakkında İstanbul Sulh Ceza Hakimliğine suç duyurusunda bulundu. Bununla birlikte, hedef gösterilen üç Barış Akademisyeni’yle ilgili haberler için de müvekkillerinin kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğine erişim engeli talebinde bulundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunda, haberde isimleri yer alan Barış Akademisyenleri’nin beraat ile sonuçlanan davalarının yazıldığına ve bahse konu haberlerde halkın açıkça yanlış bir şekilde bilgilendirilerek endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla Barış Akademisyenleri’nin hedef gösterildiğine dikkat çekildi.

Erişim engeli talebine üç saatte ret

Erişim engeli talebini hemen incelemeye alan İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği, “talebe konu yayın içeriklerinin esas itibarıyla haber niteliğini taşıdığı, yayın içeriğinde talepte bulunanların kişilik haklarını doğrudan hedef alan; toplum nazarında küçük düşürücü, karalayıcı ya da talepte bulunanın şeref ve haysiyetini ihlal edici nitelikte ifade ve anlatımların bulunmadığı” gerekçesiyle bu talebi reddetti.

‘Hakimlikler, başvurucunun siyasi kimliğine bakıyor’

Haberde adı geçen üç Barış Akademisyeni’nin avukatı Özgür Urfa, Türkiye’deki tek adam rejiminin, yargıyı iktidarın bir aparatına dönüştürdüğünü kaydetti.

Sulh ceza hakimliklerinin, erişim engeli başvurularını değerlendirirken dikkat ettikleri tek kriterin, başvurucunun siyasi kimliği olduğunu söyleyen Urfa, “Başvurucu, iktidara yakın kişi ve/veya kurumlar olduğunda tüm talepler istisnasız kabul edilirken, muhalifler olduğunda ise yine istisnasız bir şekilde reddediliyor. Dün yandaş basında yayımlanan ve erişim engeli talep ettiğimiz içeriklerde, Barış Akademisyenleri’yle ilgili isimlerinin açıkça yazılarak ve hatta bazılarında fotoğrafları da kullanılarak ‘terörist’ oldukları ithamları yer alıyor. Haklarında hiç soruşturma dahi açılmamış olan ya da barış imzacıları olmaları sebebiyle yargılanıp beraat eden kişilerin bu şekilde hedef gösterilmeleri açıkça suçtur. Sulh ceza hakimliği başvurumuzu reddederek bu suça ortak olmuştur.” dedi.

Urfa, “Hukuk tanımazlığın, keyfiliğin ve kuralsızlığın birer yansıması olan bu haberler ve devamındaki mahkeme kararları düşman ceza hukukunun bir ürünüdür. Düşman ceza hukuku yandaşlara her türlü suçu işleme ‘özgürlüğü’ tanırken, muhaliflere ise yasal haklarını dahi kullandırtmayan bir pratiği ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.