Haberler

28 Eylül Uluslararası Bilgiye Evrensel Erişim Günü: Türkiye’de her dört sorudan üçü yanıtsız bırakılıyor

28 Eylül Uluslararası Bilgiye Evrensel Erişim Günü, bu yıl dünyada yedinci kez kutlanıyor. Pek çok dünya ülkesinde yurttaşlara yasalarla tanınan bilgi edinme hakkı, her ülkede rahatlıkla kullanılamıyor. Bu ülkelerden biri de Türkiye. Öyle ki çoğu zaman bilgi edinme talepleri yanıtsız bırakılırken çoğu zaman da “özel veriler kapsamındadır” denerek reddediliyor. Talep edilen bilgiyi sunmak için ücret talep eden resmi kurumlar dahi var

ALİ SAFA KORKUT

Bugün, 28 Eylül Uluslararası Bilgiye Evrensel Erişim Günü

2015’te Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen ve ilk kez 28 Eylül 2016’da kutlanan gün, bilgi edinme özgürlüğü yasalarının kabulünü teşvik etmeye, her yaş ve cinsiyetten insana bilgi alışverişini ve siber uzayda kültürel çeşitliliği sağlamaya odaklanıyor. Günün en önemli amacı, adından da anlaşıldığı üzere her yaştan kullanıcının bilgiye eşit olarak erişimini sağlamak.

Türkiye’de bilgi edinme hakkı, 09.10.2003 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edildi ve 24.10.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4982 sayılı “Bilgi Edinme Hakkı Kanunu” ile yasal zeminde güvenceye kavuştu.

Bu hak kapsamında yurttaşlara, devletin güvenlik, savunma ve dış ilişkiler gibi sınırlandırılması zorunlu görülen alanlar dışındaki her türlü resmi bilgi ve belgesine ulaşma hakkı verildi. Böylelikle Türkiye, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na (AGİT) üye ülkeler arasında bilgi edinme hakkını yasal bir zemine oturtan ilk ülkelerden biri oldu.

Ancak Türkiye o dönem bu alanda ilkler arasında yer alabilecek bir gelişmeye imza atmış olsa da özellikle son yıllarda kamu kurum ve kuruluşlarının, bu hakkı kullanmak isteyen yurttaşlara karşı takındığı tavır sebebiyle günümüzde bu hakkı en çok gasp eden ülkelerden biri oldu.

Zira bilgi edinme kanunu kapsamında resmi kurumlardan bilgi talebinde bulunup da yanıt alamayan ve/veya “Talep edilen veriler özel analiz kapsamındadır” yanıtını alarak eli boş dönen yurttaşların sayısı her geçen gün artıyor. Hatta öyle ki bu duruma itiraz etmek amacıyla Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna (BEDK) başvuran ancak BEDK’nin internet sitesinin yaklaşık üç yıl boyunca “ulaşılamaz” olması sebebiyle itirazları henüz değerlendirilmeden kendilerine geri gönderilen yurttaşlar dahi oldu.

BEDK’nin internet sitesine yaklaşık üç yıl boyunca erişilemedi

4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile 2004 yılında kurulan BEDK’nin internet sitesinin  2018 – 2021 yılları arasında sırra kadem basması, Türkiye resmi makamlarının halkın bilgi edinme hakkına yanıt vermek konusunda ne denli ilgisiz olduğunu gösteren onlarca vakadan yalnızca biri.

Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında itirazları değerlendirmek üzere hayata geçirilen kurulun bedk.gov.tr alan adlı resmi internet sitesi, 24 Haziran 2018 genel seçimleri sonrası erişilemez duruma geldi. Ziyaret etmek isteyenlere “Siteye ulaşılamadı” hatası veren site, yaklaşık olarak üç yıl boyunca erişilemez vaziyette kaldı. Bu süreçte kurul tarafından kamuyu aydınlatmak için herhangi bir açıklama da yapılmayınca devreye milletvekilleri girdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel, BEDK’nin internet sitesine erişilememesini 14 Kasım 2018’de Meclis gündemine taşıdı. Adıgüzel, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde BEDK’nin resmi internet sitesine erişilememesinin gerekçesini sordu ancak buna da bir yanıt gelmedi. Üstelik o zaman aralığında BEDK’ye yapılan başvurular da hiç incelemeden başvuruculara geri gönderildi.

İnternet sitesi ancak 2021’in başında yeniden hizmete girebildi.

Yanıt verme oranı yüzde 85’ten yüzde 26’ya düştü

Kamu kurum ve kuruluşlarının, bilgi edinme hakkı kapsamında kendilerine yöneltilen talepleri ne denli dikkate aldığını, daha doğrusu almadığını göstermek için verilebilecek tek örnek BEDK değil.

23 Aralık 2018’de Gazete Duvar’da Nergis Demirkaya imzasıyla yayımlanan haberde, Temmuz 2007’de başlayan 23. Yasama Dönemi’nden Aralık 2018’e kadar, 11 yıl ve 5 Yasama Dönemi içinde soru önergelerinin yanıtlanma oranları paylaşıldı ve bu veriler, 2007’den günümüze kadarki süreçte bilgi edinme hakkının günden güne nasıl yok sayıldığını gözler önüne serdi. 

Zira verilere göre, yazılı soru önergeleri aracılığıyla bilgi edinme ve denetleme hakkını kullanmaya çalışan milletvekillerine verilen yanıt oranı 11 yılda yüzde 85’ten yüzde 26.61’e düştü. Bu, milletvekillerinin sorduğu dört sorudan üçünün yanıtlanmadığı anlamına geliyor.

27. Yasama Döneminde 1166 soruyla en çok soru yöneltilen yetkili olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, bu soruların 818’ini yanıtsız bıraktı. Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ise kendisine yöneltilen 495 sorunun sadece 7’sini yanıtladı. Yazılı soru önergesi sayısında ikinci sırada bulunan Tarım ve Orman Bakanı Ekrem Pakdemirli de 467 sorunun 304’ünü cevaplamazken üçüncü sıradaki Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise 463 sorunun 392’sine yanıt vermedi.

Türkiye, veriye ulaşma konusunda 94 ülke arasında 45. sırada

Türkiye’de kamu kurum ve kuruluşları açık veri konusunda birçok ülkeye kıyasla oldukça geride. Öyle ki ülkelerin temel veri paylaşımında ne kadar açık olduklarını ölçmek için oluşturulan Küresel Açık Veri Endeksi’nde (OKFN) Türkiye, yüzde 37 ulaşılabilir veri oranı ile 94 ülke arasında 45. sırada yer alıyor. 

Özellikle Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ve Jandarma Genel Komutanlığı (JGK) gibi resmi kurumların uzun süredir verileri gizliyor oluşu da OKFN’nin bu verisini, dolayısıyla da Türkiye’de bilgi edinmenin ne kadar güç olduğunu doğruluyor.

EGM ve JGK, verileri gizliyor

İçişleri Bakanlığına bağlı olan EGM, resmi internet sitesinde müdürlüğe dair haber ve duyurulara, ihbar ve kayıp sorgulama gibi site üzerinden yapılabilecek işlemlere ve suçla mücadeleye dair verilere yer veriyor, daha doğrusu yer verdiğini iddia ediyor. Zira sözünü ettiğim diğer içeriklere halihazırda ulaşılabiliyorken “Suçla Mücadele” ana başlığı altındaki “Veriler” alt başlığında yer alan asayiş, kaçakçılık, narkotik, terör ve trafik alanlarındaki veriler EGM tarafından yaklaşık 2.5 yıldır paylaşılmıyor. EGM’nin internet sitesi ziyaret edildiğinde ilgili verilerin en son 2019’un Ağustos ayında paylaşıldığı görülüyor.

Verileri kamuoyundan gizleyen bir başka devlet kurumu da yine İçişleri Bakanlığına bağlı olan JGK.

JGK, web sitesinden aylık olarak “Asayiş ve Trafik İstatistikleri” başlığı altında iki farklı alanda veri paylaşıyor. Asayiş istatistiklerinde, 2019’un Nisan ayından beri kaçakçılık ve organize suçlar ile düzensiz göç ve insan ticaretinin yanı sıra aile içi şiddetle mücadele ve çocuk suçları kapsamında bilgilere de yer veriliyor, bu kapsamda suça sürüklenen çocuklar ile şiddete maruz kalıp da sığınma evine gönderilen kadınlar hakkında veriler paylaşılıyordu.

Ancak kaçakçılık ve organize suçlar ile düzensiz göç ve insan ticaretine dair verileri güncel olarak paylaşmaya devam eden JGK, Ekim 2021’den beri, paylaştığı istatistiklerde kadın ve çocuklara ilişkin verilere yer vermiyor.

İlgili kurumların, bilgi edinme hakkını görmezden gelen bu tutumuyla ilgili başta Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği(nin) yayını olan Gazete MLSA olmak üzere çeşitli gazetelerde haberler yapılsa da ne bu verilerin neden gizlendiğiyle ilgili bir açıklama geldi ne de veriler güncellenerek yeniden yayımlanmaya başlandı. 

Gazete MLSA

Gazeteciler bilgi edinmekte güçlük çekiyor

Meslekleri itibarıyla bilgi edinme hakkı kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarından en çok bilgi talebinde bulunan gazeteciler de sık sık bu taleplerinin yanıtsız bırakılmasından şikayet ediyor.

Özellikle araştırmacı gazetecilik ve veri gazeteciliği alanında çalışan gazeteciler, bu durumdan en çok zarar gören ve dolayısıyla en çok yakınan kimseler olarak öne çıkıyor.

Gazeteci Burcu Karakaş’ın 28 Mayıs 2019 tarihli, aşağıdaki tweet’i, Türkiye’de hem kamu kurum ve kuruluşlarının bilgi edinme hakkına karşı sergiledikleri durumu hem de bilgi edinme hakkının kullanımı konusunda yaşanan vahameti gözler önüne seriyor.

Yine Karakaş’ın aşağıda yer alan 18 Haziran 2022 tarihli tweet’i de durumun artık vahametten öte, bir trajikomedi olduğunu gösteriyor.

Journo editörü Emre Kızılkaya da bilgi edinme hakkının resmi makamlarca görmezden gelinmesinden yakınan gazetecilerden biri. Kızılkaya, 22 Temmuz 2021 tarihli tweet’iyle Türkiye’de resmi makamların, bilgi edinme hakkını kullanmak isteyen yurttaşları ciddiye almadığını dile getirmişti.

Veri gazeteciliği alanında çalışan ve dolayısıyla bilgi edinme hakkından en çok yararlanan, daha doğrusu yararlanma girişiminde bulunan gazetecilerden biri olan Elif İnce’nin 16 Mayıs 2022 tarihli tweet’i de resmi kurum ve kuruluşların, bilgi edinme hakkını kullanmak isteyen yurttaşları ne denli yok saydığını gösteren bir başka içerik.

OGM’den bilgi edinmenin bedeli: 128 bin TL

20 Ağustos 2020’de Cumhuriyet gazetesinde Sena Yaşar imzasıyla yayımlanan “Bilgi edinmenin bedeli: 128 bin TL” başlıklı haber, kamu kurum ve kuruluşlarının, bilgi edinme hakkının kullanımını, yalnızca ilgili talepleri yanıtsız bırakarak veya söz konusu bilgileri paylaşamayacaklarını söyleyerek değil bunun için bir ücret talep ederek de engellediklerini gösterdi.

Habere göre Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM), orman varlığının ne şekilde korunacağının ve değerlendirileceğinin planlandığı “orman amenajman planları”nı, Bilgi Edinme Yasası kapsamında yurttaşlara sunmak yerine her bir planı öğrenmek için 1719 TL talep ettiği ortaya çıktı. Bu doğrultuda Muğla’nın amenajman planlarını öğrenmek isteyen Gökova Ekolojik Yaşam Derneği Başkanı Alp Serdar Denktaş’tan toplamda 128 bin TL talep edildi.

EGM genelgesi ile bilgi edinme hakkı reddedildi

Hiç şüphesiz, bilgi edinme hakkının kullanımına vurulan en büyük darbe, “yurttaşların bu haklarını kullanmalarının resmi makamlar tarafından açık bir şekilde reddedildiğin ilanı” olarak yorumlanabilecek olay, 30 Nisan 2021’de yayımlanan Emniyet Genel Müdürlüğü genelgesi oldu.

Genelge ile toplumsal ve adli olaylarda görüntü ve ses kaydı alınması yasaklandı. Polisleri kaydeden kişilerin engellenmesi ve haklarında adli işlem yapılması gerektiği belirtilen genelgede, herhangi bir işlem yapılırken çekilen görüntülerin ‘gerçeği tam yansıtmadığı’ ve ses ve görüntü kaydı alınmasının, kolluk personelinin görevini yapmasını engellediği öne sürüldü.

Türkiye, Küresel Bilgi Edinme Hakkı Endeksi’nde kırmızı listede

Türkiye’nin, ABD merkezli Centre for Law and Democracy vakfı ile Avrupa’da bilgi edinme hakkının savunulması ve geliştirilmesi için çalışan Madrid Merkezli Acces INfo vakfı tarafından hazırlanan Küresel Bilgi Edinme Hakkı Endeksi‘ndeki konumu da tüm bu verileri doğruluyor.

Zira Türkiye; erişim hakkı, kapsam, talep prosedürü, istisnalar ve retler, itirazlar, yaptırımlar ve korumalar ve promosyon önlemleri gibi yedi kategori ve 61 gösterge dikkate alınarak oluşturulan endekste 150 puan üzerinden 74 alarak kırmızı listede yer aldı.